>MySpace Layouts

Myspace Layouts at Pimp-My-Profile.com / Blue roses - Image Hosting

MySpace Layouts
Myspace Cursors

WOW take a look at these MySpace Cursors & Layouts



Create Shock Text



aşk&sen&ben
!!!SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ BU SİTE SNM & DNZ ÖZEL OLARAK YAPILMISTIR!!!"

SNM & DNZ

AşK,SeN vE BeN





More Cool Stuff At POQbum.com

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler

  • seni seviyorum
  • siir bahcesi
  • sinem
  • Arkadaşlarım

    <%FriendUsername%>

    HAYATIMIN İLK VE SON AŞKINA


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    Seninle Yaşlanmak istiyom

    Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

    Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

    Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.

    Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

    Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

    Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

    Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (1) | Bağlantı

    BAZI DUYGULAR VARDIR ANLATILMAZ

    Bazı duygular vardır anlatılamaz , anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar ; Sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
    Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek Çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın.
    Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni , başka yüzlerde , başka ellerde aradım. Aldandım , fakat bir gün seni bulmak ümidini kaybetmedim . Nasıl olsa gelecektin bir gün. Ve işte geldin de ! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya , bilmediğim kederleri öğretmeye geldin .
    Acıdan yana ne almışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana . Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık . Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma . Coşkun ırmaklar gibi , amansız seller gibi geldin ,mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. işte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım
    Er geç gideceksin ; beni anlayamadan , beni sevemeden gideceksin . Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden , tesellisiz bir hüzün kalacak .Yıllardır aradığım sendin , ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım . Gelmeyecek bile olsan , ömrümün sonuna kadar arardım seni .Ama geldin bir kere ;ister bilerek gelmiş ol , ister bilmeden ...

    .....Geldin ya ! Şimdi her şey güzel seninle . Yürümenin konuşmanın , nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya her şey bambaşka gözlerimde...

    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (1) | Bağlantı

    HOŞGELDİN

    HOŞGELDİN ......
    Kapılarımı yıkmaya geldin demek,kilitleri kırıp yüreğimin derinlerine sızmaya ve beni esir almaya öyle mi...Oysa ben hep kaçmıştım senden bunca zaman yıpratılmak korkusuyla..Ya da köşe bucak saklandığımı sanırken bile hep peşimdeydin belki de...Meğerse ne kadar yakınmışım sana; ne kadar içimdeymişsin hiç fark etmedim..
    Nice sevda büyütüp göz bebeklerime sakladım ki bana seni getirene armağan edeyim diye...
    Bugün güneş pencereme daha parlak doğduğunda anladım hayatıma girdiğini...Kışlar daha bir bahardı sanki,baharlar daha bir yeşil gelecekti artık gönlümün kırlarına...Düşlerim daha pembe;pembelerim daha mavi dolaşacaktı gökyüzünde....
    Gözlerim daha bir ışıldayacaktı sebepsiz pırıltılarla etrafı seyrederken,, ve hayat daha yaşanılır olacaktı artık seninle...
    Aslında beklemiyordum seni ama iyi ki geldin...
    Madem ki uzak diyarlardan geldin kalbime dolmak,içimi ısıtmak için...
    Madem ki baharı serdin yüreğimi üşüten ayazın üstüne ve ışığı oldun göz bebeklerimin...
    Madem ki gecenin grisine yıldızlar dokuyup, gündüzüme bir güneş daha kondurarak girdin hayatıma;....
    Öyleyse AŞKIM ,hoş geldin gözlerime.......


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    5 harf

    Isminden olusan 5 harf.Sadece o 5 harf var aklimda sana dair.Yuzunu bile unuttum artik.Cok zaamn oldu cok...
    Isminden olusan 5 harf.Bir zamanlar dunyayi bundan ibaret sandigim,agladigim,yanildigim.Yerlere,agaclara,
    bugulu camlra,uzun bir kumsala yazdigim,hepsinden ziyade zamanla bile silemedigim yuregime kazidigim adinin 5 harfi.Yuzunu
    unuttum.Her gozumu kapadigimda karsima bile gelmiyor artik.Ama o guzel gozlerin,asla unutamadim.Guldugunde masmavi,sinirleyken ela
    ve aglarken yosun yesili.En cok gulumsemeni severdim.Sana hic "seni ne kadar cok sevdigimi"
    soylemedim,soyleyemedim.Korkuyordum seni kaybetmekten.Ama nedense hic sonu gelmeyecek gibi gelirdi,hic bitmeyecek.
    Sabahlari gulumseyerek uyanmayi sen ogretmistin bana.Sabahlari uyanmak seni gormeyi hediye ederdi.Kose basinda beklerdim
    sabahlari.Okula gelmeden onceki kosede,kisin gunduz bile yanan o sokak lambasinin altinda.
    Yuzunde bir tebessum olurdu hep ve benim seni gorunce yuzumdeki aydinlik.Hep korkardim seni orada ya goremezsem birgun diye.Gozlerin,ismin
    gibi unutamadigim.Bana kizdiginda sadece uzun uzun bakardin her zaman.Gercekten gerekte yoktu
    konusmana zaten.Her telefona sensin diye,herkesten once kosardim.Saatlerce konusurduk telefonda.
    Senden sonra kimseyle uzun uzun konusamadim.Konusacak konular hep sinirli kaldi senden sonra.Senden sonra geceler cok ama cok uzadi.
    Bitmek bilmez karanliklar sardi dort bir yani.Unut dediler,kolay olmadigini bile bile.
    Yildizlarla.yakamozlarla konustum sen yokken.Onlar bile sensiz kalamadi.Gozyaslarim hic durmadi senden sonra.
    Kimse goremedi bazen gulumseyisimin ardindaki huznu.Kahkahalarimdi saklayan hickiriklarimi.
    Kimse bilemedi sensiz ne hale geldimi.Sebepsiz yere gozlerim dolardi bazi anlar.
    Bazen bir sahilde otururken,bazen sinemada,bazen yalniz basima kaldigimda,bazen de salonda
    sessiz duran telefonun yanind****imse anlayamadi nedenini.Senden sonra kimsenin telefonunu ezberleyemedim.
    anneannemi arayacagimi seni aramistim kac kez hatirlarmisin?Sesini duyunca ben senin,sen benim hic konusmadan
    kahkahalara bogulurduk.Kimse bilmezdi sebebini.Kaparken yine sessizce telefonu "bende seni birtanem"
    derdin.Seni dusundugum icin seni seviyorum dedim sayardin.Seni seviyorum demezdin sen.Cok
    soylenen seyler yalandir derdin hep.Seni seviyorum diyemezdin.Cok kizdigim hatta agladigim
    birgun bana sebep olarak "hayalet"i izle demistin.Gunlerce beklemistim bu filmi.Bir gece telefon acip sadece
    "tv yi ac.hayalet basladi" diyerek kapamistin telefonu.Cok gulmustum,ozellikle babamin
    "kim o" sozunu duyunca "yanlis numara baba,yanlis numara".hayalet..Seni seviyorum...Sadece giderken soyledin bunu...
    Ve bir gun ansizin cekip gittin.Anlayamadim sebebini.Seneler sonra donmek uzere gittin.Dondugunde
    terkedisinin bir yalana kanmaktan baska birsey olmadigini anladiginda,artik cok gecti.Bitmis bir
    atesi kulleriyle yakamazdik.Ayrildik.."Erken kapadi pencereni ask,zamanin bir ucuna bile sigamadik.Gerci vedalastik ama ayrilamadik..."


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    git

    Sen şimdi gidiyorsun .. Git;

    Kal demeyecegım sana .. Gitme Bu geceyıde beraber gecırelım dıye seslenmeyecegım .. Senı haLa ılk gunki gıbı sevıyorum Yalvarırım Kal benımle dıye haykırmayacagım ...

    Sen Şimdi Gidiyorsun ... Git ;

    Giderken Arkandan Bakmayacagım .. Belkı donersın dıye sana yazdıgımı yazıları , şiir'leri Sana gostermeyecegım .. Dön diye Diz çökmeyecegım onunde ..

    Sen Şimdi Gidiyorsun ... Git ;

    Sakın senın hakkında kotu dusunecegımı aklından gecırme.. Cunku Sen gıttıgın an Bende gıdecegım .. Kalıbda senın acını daha fazla cekecek halım yok .. Gidiyorsun anıları'da al yanında .. Sana daır Ask'a daır Bıze dair Hiç bir sey bırakma .. Al hepsını Geldıgın gıbı gıt. . AğLama'da ben uzuluyorum dıye .. Ikı gune kalmaz atlatırım .. dindiririn yuregımdekı acını .. sustururum gozyaslarımda kı ısyanı ..

    Merak etme ıkı gune kalmaz arkadandan .. GeLırım ..

    Şimdi Git ...


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    SENİNLE ÖLMEYE BİLE HAZIRDIM BEN

    SENİNLE ÖLMEYE BİLE HAZIRDIM

    Bu gece konuğumsun.

    Karanlık, yırtıcı düşler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana...

    Perdenin aralığından sızan mahcup ay ışığı yorgun bedenini okşuyor...

    Yanımda uyuyorsun. Kollarındaki, bacaklarındaki izleri, yaraları seyrediyorum.

    Alımlı, uçumlu bedenine, diriliğine, büyülü gençliğine tutkuyla bağlı olduğun adamdan geliyorsun bana...

    Dilsiz sevişmelerinden...

    Onu başından beri hiç saklamadın benden.

    Zaten ben yüzündeki solgunluktan, düş kırıklığından, gözlerinin sık sık boşluğa düşmesinden anlamıştım hemen.

    Zaten yalanlarla yaşayamazsın sen...

    Ama gerçeği anlayınca içimdeki resim darmadağın olmuştu bir anda. Resimdeki kırmızı ev yıkılmış, çiçekler ezilmiş, resimdeki bahçenin kapısı kırılmıştı...

    Neden, demiştim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemediğim bir gerekçe söylersin diye, tıpkı ölüm mahkumlarının son anda bir kurtuluş haberi beklemeleri gibi...

    Gözlerime baktın. Evladını terk etmeye hazırlanan bir anne gibi baktın bana. Bir yalan aradın, buldun belki, ama söyleyemedin.

    Yalanlarla yaşayamazsın sen...

    İçimdeki resim tutuşmaya başlamıştı. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk ağlıyordu umutsuzca...

    İçimdeki resim yanıyordu. Çocukluk sevinçleri, düşler inançlar yanıyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacağını bilmiyordu...

    Yakana sarıldım ve neden? diye bağırdım seni sarsarak: Neden seviştin onunla? ..

    Seni sarsmam, yakana sarılmam, sana bağırmam senden güçlü olduğum için değildi. Tam aksine uçuruma düşüyordum, elimi tutup, bırakmaman içindi...

    Gözlerin yine bilinmeyen bir boşluğa takılmıştı. Bir süre sustun. Sonra konuştun. Sesin hayat kadar yabancıydı, hayat kadar acımasız, hayat kadar gerçekti...

    İçimde tanıyamadığım bir başka kadın daha var, dedin. Ve o kadın onun çekiciliğine karşı koyamıyor... Öylesine büyülü bir yakışıklığı, öylesine küstah bir kendini beğenmişliği var ki kendime engel olamıyorum...

    Bu gece konuğumsun...

    Karanlık, yırtıcı düşler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanıma...

    Perdenin aralığından sızan mahcup ay ışığı yorgun bedenini okşuyor...

    Kollarındaki, bacaklarındaki yaraları, izleri seyrediyorum...

    Yanımda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasında nelerin saklı olduğunu, içinde, sana da yabancı olan o kadını bilmeyi öyle çok isterdim ki...

    Sahi, kimdi o kadın? Güçlü, yakışıklı, kıskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini beğenmiş erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadını bu parçalanmışlığa sürükleyen kirli ve hastalıklı merak neydi? ..

    İçindeki o bin yıllık ezilmişlik bu ezilmişliğin hastalıklı hazzı mıydı karşı koyamadığı...

    Kişiliğini parçalayan, iradeni felce uğratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevişmelere onu hangi derin eksiklik çağırıyordu...

    Sahi, kimdi o içindeki senin bile tanıyamadığın kadın? ...

    Bana çekiciliğine karşı koyamadığın bir başkasıyla seviştiğini söylediğin günden sonra haftalarca görüşmemiştik.

    Aşkınla çok derinlere gömdüğümü sandığım güvensizliklerim, komplekslerim, korkularım gömüldükleri yerden hiç olmadıkları kadar güçlenmiş ve acımasız inatlarıyla ortaya çıkmışlardı yeniden...

    Haklı olmanın, bir suçlu bulup yargılamanın rahatlığını hiç tatmamıştım ki...

    Ortada bir yıkım, bir ihanet, bir suç varsa kimsede değil, hep kendimde arardım ben...

    Günlerce seni değil, kendimi yargılayıp durmuştum.

    Bedenimi aşağılamıştım acımasızca.

    Neden ben de içindeki kadını büyüleyen o adam gibi yakışıklı, güçlü, gösterişli bir bedene sahip değildim? ...

    Neden bağlandığın o genç adam gibi seni sınırlayıp sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yıllık ezilmişliği tahrik etmiyordum? ...

    Neden benim de dudaklarımın kenarında kendini beğenmiş ve küstâh bir gülümseyiş yoktu onun gibi...

    O görmüştü de, neden ben seninle onca yıl beraber olduğum halde içindeki sana yabancı olduğunu söylediğin kadını görmemiştim...

    Saçma, rezil, karanlık düşüncelerdi, ama ne yazık ki gerçekti...

    Ama en çok neyini kıskandım biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çıkartıp soyunmanı, sevişirken adeta sayıklar gibi söylediğin ve bana dünyanın en masum sözleri gibi gelen o ayıp sözcükleri ona da söylüyor olmanı ve bir de onun yanında uykuya dalışını kıskandım...

    Ama asıl acı olan bir gün ansızın seni kıskanmaktan vazgeçişimdi...

    Bir gün ansızın öyle büyük bir yokluğa düşmüştüm ki, bu yoklukta her şeye olan inancımı yitirmiştim...

    İnsan ancak birine inanıyorsa onu kıskanırdı...

    Sen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açıp, etrafıma baktığımda, burası neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, şimdi ben bu koca gün ne yapacağım? diye düşünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildiğim her şeyi unutmuştum...

    Ta ki sen bir gece vakti gözyaşlarıyla kapımı çalıncaya kadar...

    Öylesine bağlılıkla, öylesine susamışlıkla sarılıyordun ki bana, sanki birden rollerimiz değişmişti, şimdi sen uçurumun kenarındaydın, seni tutması, koruması gereken annen bendim senin...

    Sana, senin bana sarıldığın gibi sarılmasam senin resmin dağılacaktı...

    İçindeki kadın sana büyük bir tuzak hazırlamıştı. Bedenin, ezilmişliğin, karanlık önyargılarla koşullanmış güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmış, kişiliğin öylesine parçalanmıştı ki...

    Çünkü yakışıklı bedenine vurulduğun, dudağının kenarındaki o küstah ve kendini beğenmiş gülüşüne hayran olduğun genç adamla ruhunla, duygularınla ilgili konuşacak, paylaşacak hiçbir şeyin yoktu...

    Bedeninin onu özlüyordu, ruhun beni...

    İçindeki, o yabancın olan kadın, arzuladığında genç adama, onun iri, gösterişli bedenine, ipeksi, gergin kaslarına, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acıtan o küstah yakışıklılığına gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun...

    Peki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden bırakıp gidemiyordum seni? ..

    Aşkta yasak olana, imkansızlığa, mutsuzluğa duyduğum merak mı çekiyordu şimdi seni bana...

    Yoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemediğin için yaşadığın acıya, parçalanmışlığa duyduğum merhamet için mi bırakamıyordum seni...

    Artık benimle o bir zamanlar tutkuyla bağlandığım bedenini paylaşamıyordun.

    Artık sevişmiyorduk seninle. En azından dürüsttük bu kadar kendimize ve bir başkasına...

    Ama çıplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düşlerini, duygularını, acılarını paylaşıyordun benimle...

    Çok küçükken, dayının sana yaptığı cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamıştın bunu...

    Aramızda cinsellik olmayınca artık ben de seninle her şeyimi korusuzca konuşabiliyordum... Düşlerimi, annemi nasıl derin bir sevgiyle sevdiğimi, rüyalarımda onunla nasıl seviştiğimi, o büyük utancımı, karanlık iç dünyamı, doyumsuzluklarımı hasta, yaralı ruhumu...

    Aramızda cinsellik olmayınca artık üzerinde iktidar kurmayı asla düşünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum...

    Olmadığımız gibi görünmeye çalışmıyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularımızı tatmin etmek için birbirimize kapris yapmıyorduk.

    Sıradanlığın o büyülü içtenliğini yakalamıştık...

    Kendimizle, hayatla, her şeyle alay ediyorduk...

    Karanlık ormanından bana geldiğin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasına girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demiştin...

    Önce, böyle deyişine çok şaşırmıştım. Sen benim yıllardır birlikte olduğum bir insandın. İlk anda mahcubiyetine bir anlam verememiştim. İçeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakıp düşündüm... Düşündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyişin, bana çok anlamlı geldi birden... İçim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her şeye yeniden başlamaya karar verdim...

    Buna hazırdım...

    Seninle ölmeye bile hazırdım...

    Soyunuyorum, içeri gelme, deyişin, bir kez daha aşık etmişti beni sana... İlk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...


    Tarih: , 23/7/2007
    Yorum (0) | Bağlantı

    BİR VEDA MEKTUBU

    Ilk önce sen bu satirlari okurken ben bu dünyada olmayacagim.Ve de özür diliyorum senden " seni " karanlik ve de koyu yalnizlik deminde sevgisiz biraktigim icin özür dilerim bahar gözlüm

    Ilk defa seni sevmistim:yüregimdeki sevda atesini yalniz senin için yakmistim ve ben ölsem de sen yasadikça bu sevda atesi hiç sönmeyecek..Belki bu satirlari okurken bir masum güvercinin ürkekligini ve de gözlerimden süzülen gözyaslarimin islakligini ; ben yazarken ki aglayislarima sen okurken eslik edeceksin

    Can özüm, Beyaz kelebegim

    Ilk defa sana açmistim kalbimin kilitli olan kapilarini. Günese kapali olan gönlümün perdelerini senin tatli gülüslerin için aralamistim. Senin için akittigim gözyaslarimi ve de seni üzdügüm gecelerde uykularin bana haram oldugunu yazmaliyim sevda kokan satirlarima.Ilk öpüstügümüz bahar sabahi hala aklimda ve solgun dudaklarim hala dudaklarinin sarhoslugunda

    Seninle mutluydum. Seninleyken Cennetteki Leyla ile Mecnun gibiydik. Yalniz ve karanlik gecelerimde üsümemek için hep senin hayallerine sarilip uyuyordum.Sabahlari hayata seninle merhaba diyebilmek için gözlerimin önüne senin tatli tebessümlerini getiriyorum.

    Sunu bil ki MELEK KALPLIM; Sensiz Cennette yasamaktansa seninle Cehennemde alev alev yanmaya raziyim ben. Son nefesimde bile ismin olacak dudaklarimda. Kalbimde senin sevgin ve de dudaklarimda atesin olacak.Gözlerindeki gözyaslarini sadece ben silmeliyim sadece ben ölmeliyim senin için

    Dilegim ; tüm dileklerinin gerçeklesmesi,sana umutlarim kurdun tüm hayallerinin sabahina gerçege dönüsmesi Tek istedigim Rabbimden ben gidince gözlerinden süzülecek her gözyasi damlasi için gökyüzünden binlerce mutluluk damlasi birakmasi..

    Ve gidiyorum iste senden uzaklara sessizce ve de seni severek gidiyorum.Gözlerimi yildizlara , tebessümlerimi güllere kalbimi senin sicak yüregine emanet ediyorum.Ve de hiçbir zaman unutma beni senin gözyaslarini ben uzaklarda olsam da hissederim.Kiyamam gözyaslarina Sakin aglama bahar gözlüm..

    Acilarini ve de hüzünlerini sahildeki kumlara birak ki bir rüzgar estiginde hemen kaybolsun.Mutluluklarini ve de sevinçlerini her zaman gözlerinde sakla ve gülüslerinde mutlu ol..Mutluluklarinda ve sevinçlerinde sevgim ve ben olacagim..

    Gidiyorum ve gitmeliyim ama unutma giderken kalbimi yüregine armagan ediyorum. Ona iyi bak Ben yildizlar kadar uzak olsam da gerçekte bir nefes kadar yakin olacagim.

    Bir gün yanima gelirsen beni saran kara topragin üzerinde karlari temizle ve de orada bir nazeninin bir sevda tomurcugu bulacaksin dokun ona. Ve onun yapraklarinda sana yazilmis binlerce " seni seviyorum" kelimesi bulacaksin. Belki bedenim topragin altinda çürüse de unutma ruhum ve de kalbim her zaman seninle olacak. Ben senin Cennetin kapisinda Leyla’sini bekleyen Mecnun misali bekliyor olacagim. Elveda YILDIZ
    GÖZLÜM


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    SEN BİLİRMİSİN

    sen bilirmisin insan nasıl kendini unutur.nasıl haykırmak isterde sesi bogazında düğüm olur.konusmak istersin konusamazsın,kaçmak istersin kaçamazsın,hatta gözlerindeki yaslar bitmiştir,ağlayamazsın...
    sen bilirmisin benzine su bulanmıs bir insan titrek,cılız bir kibritin aleviyle nasıl tutusur nasıl sokaklara,evlere,hatta kendine bile sıgmaz olur.düşünmek istersin düşünemezsin,unutmak istersin unutamazsın...
    sen bilirmisin,nasıl bir örümcek kemirir durur beynini.Ey sevdiğim,bende bilmezdim bir zamanlar hatta düşünmezdim bile bu kadar acımasız değildir derdim insanlar.Ama oluyormus,ama öğretiliyormus insana.Yudum yudum ömründen çalıp,hayallerini,umutlarını,daha da ötesi kendini bile unutabiliyormus insan.
    Haykırıyor,isyan ediyorum bazen kendime ama elden ne gelir bütün dertler,acılar yine benimle.olsun diyorum varsın buda olsun alışırım diyorum,işte bu arada bir mermi daha vuruluyor beynime.olmuyormus güzelim,alışılmıyormus bu acıya.
    Acınında acısı vardır bende biliyorum.Ama kalbim kaldırmıyor artık,öylesine yorgun,öylesine gecmişim ki kendimden,artık insanlar bile vazgecer olmus benim bu halimden.zaman diyorum,ilaç diyorum,buda gecer diyorum.Ama itiraf edeyim mi sana

    buna artık bende İNANMIYORUM......


    Tarih: , 23/7/2007
    Yorum (0) | Bağlantı

    veda

    Birgün sana bu sözleri söyleceğim hiç aklıma gelmezdi.Seninle çok güzel günler geçirdik.Çevremizdeki garip bakışlara rağmen gerçekten mutluyduk.İnsanlar hiç ilgilendirmiyodu bizi,üzüntüyü beraber yaşıyor,kahkahaları,gözyaşlarını beraber paylaşıyorduk.Gerçekleşmyeceğini bildiğimiz halde sözler vermiştik."ayrılmayacağız" demiştik.İşte sonuna geldik yolun sende en az benim kadar üzgünsün biliyorum.Bu cümleler dahada üzecek onuda biliyorum ama kalbimdekileri dökmeleyim.Bir şekilde veda olmalı... zorda olsa veda cümleleri kurulmalı.H atalarım oldu biliyorum.Seni kırdığım,incittiğim zamanlar oldu.Ama nolur beni o anlardaki "ben" olarak hatırlama."Gözlerin parıldıyor" dediğindeki gülümseyişimle ve "seni seviyorum" deyişimle hatırla beni.Son bir isteğim var senden.Ara sıra kavga ettiğimizde barışmamızı sağlayan o şarkıyı anımsıyor musun? lütfen onu ömrün boyunca unutma olur mu? Hayır,şarkıda beni hatırla demiyorum.Eğer dinlersen onu,aşkı düşün.Yıldızlar gibi kendi ışığını saçmaya çalışan aşkı...vee... Arkana dönüp bakma nolur...


    Tarih: , 23/7/2007 Kategori: sinem
    Yorum (0) | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->

    ct width="300" height="80"> < http://www.imeem.com/dialogs/standaloneplaylist/?t=http%3a%2f%2fwww.imeem.com%2ftag%2fg%25C3%25B6khan%2520t%25C3%25BCrkmen%2fmusic%3fp%3d3